Kıdem tazminatı, işçinin
çeşitli sebeplerle işyerinden ayrılırken işveren tarafından iş
kanunu gereğince işçiye vermiş olduğu bir tazminat şeklidir.
Kendi isteğiyle işten ayrılan işçi kıdem tazminatına hak
kazanamaz.
Kıdem tazminatı brüt ücret üzerinden hesaplanır. Yalnızca damga
vergisi kesintisi yapılır.
Gelir Vergisi Kanunu
Madde 25/7 (2320 sayılı Kanunun 2'nci maddesiyle değişen bent)
1475 ve 854 sayılı Kanun'lara göre ödenmesi gereken kıdem
tazminatlarının tamamı ile 5953 sayılı Kanun'a göre ödenen kıdem
tazminatlarının hizmet erbabının 24 aylığını aşmayan miktarları
(hizmet ifa etmeksizin ödenen ücretler tazminat sayılmaz);
Kıdem tazminatının söz konusu olabilmesi için tam bir yılın
dolması gereklidir.
* Kıdem yılı 360 gün kabul edilemez. Bir tam yıl ifadesinden iş
akdinin devamına ilişkin yıl, yani 365 günün anlaşılması icap
etmektedir. Müteaddit (birden fazla) yargı kararlarında da ifade
edildiği üzere, kıdem tazminatının hesabında bir güne isabet eden
miktar bulunurken, bir yıl içinde ilgililere yapılmış olan
ödemelerin 365 sayısına bölünmesi, ilamda da belirtildiği üzere
yılın 365 gün olarak dikkate alınması gerekmektedir. (Sayıştay
Temyiz Kurulu 7 Mart 1989 Dosya No:21607, Tutanak 21721)
Kıdem tazminatında en önemli konu çalışma süreleridir. Çalışma
sürelerinin yanında işçiye sağlanan sosyal haklar da kıdem
tazminatı hesabında önemli rol oynar. Ancak sosyal hakların
süreklilik arzetmesi gerekmektedir.
Aynı işverene bağlı olarak birden fazla işyerinde çalışan işçinin
hizmetleri birleştirilir.
* Farklı zamanlarda, farklı ücretlere göre yapılan ödemelerin bir
güne isabet eden miktarının bulunmasında son bir yıl içinde
yapılan ödemeler tutarı 365'e bölünmelidir. (Yargıtay 9 Hukuk
Dairesi 13 Haziran 1983, Esas 3542, Karar 5245)
Kıdem tazminatı karşısında, işyerinin devri yapılsa bile eski
işveren ve yeni işveren birlikte sorumludurlar.
İş Kanunu (1475 sayılı)
(Bu madde halen yürürlüktedir.)
MADDE 14 — Bu Kanuna tabi işçilerin hizmet akitlerinin :
İşveren tarafından bu Kanunun 17 nci maddesinin II numaralı
bendinde gösterilen sebepler dışında,
İşçi tarafından bu Kanunun 16 ncı maddesi uyarınca,
Muvazzaf askerlik hizmeti dolayısıyla,
Bağlı bulundukları kanunla kurulu kurum veya sandıklardan
yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı yahut toptan ödeme almak
amacıyla;
Feshedilmesi veya kadının evlendiği tarihten itibaren bir yıl
içerisinde kendi arzusu ile sona erdirmesi veya işçinin ölümü
sebebiyle son bulması hallerinde işçinin işe başladığı tarihten
itibaren hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için
işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı
ödenir. Bir yıldan artan süreler için de aynı oran üzerinden ödeme
yapılır.
(Kıdem tazminatı hesaplaması yapılırken öncelikle bir günlük
tutarların bulunması gerekmektedir. Dolayısıyla hesaplama aylık
değil günlük yapılmalıdır.)
İşçilerin kıdemleri, hizmet akdinin devam etmiş veya fasılalarla
yeniden akdedilmiş olmasına bakılmaksızın aynı işverenin bir veya
değişik işyerlerinde çalıştıkları süreler göz önüne alınarak
hesaplanır. İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir
suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir
yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki
hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır.
12.7.1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir
suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her
iki işveren sorumludur. Ancak iş yerini devreden iş verenlerin bu
sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir
esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12.7.1975
tarihinden evvel işyeri devrolunmuş veya herhangi bir suretle el
değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş
kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.
İşçinin birinci bendin 4 üncü fıkrası hükmünden faydalanabilmesi
için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve
kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için
yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa
müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır. İşçinin ölümü halinde
bu şart aranmaz.
T.C. Emekli Sandığı Kanunu ve Sosyal Sigortalar Kanununa veya
yalnız Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olarak sadece aynı ya da
değişik kamu kuruluşlarında geçen hizmet sürelerinin
birleştirilmesi suretiyle Sosyal Sigortalar Kanununa göre yaşlılık
veya malullük aylığına ya da toptan ödemeye hak kazanan işçiye, bu
kamu kuruluşlarında geçirdiği hizmet sürelerinin toplamı üzerinden
son kamu kuruluşu işverenince kıdem tazminatı ödenir.
Yukarıda belirtilen kamu kuruluşlarında işçinin hizmet akdinin
evvelce bu maddeye göre kıdem tazminatı ödenmesini gerektirmeyecek
şekilde sona ermesi suretiyle geçen hizmet süreleri kıdem
tazminatının hesabında dikkate alınmaz.
Ancak, bu tazminatın T.C Emekli Sandığına tabi olarak geçen hizmet
süresine ait kısmı için ödenecek miktar, yaşlılık veya malullük
aylığının başlangıç tarihinde T.C. Emekli Sandığı Kanununun
yürürlükteki hükümlerine göre emeklilik ikramiyesi için öngörülen
miktardan fazla olamaz.
Bu maddede geçen kamu kuruluşları deyimi; genel, katma ve özel
bütçeli idareler ile 468 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinde sayılan
kurumları kapsar.
Aynı kıdem süresi için bir defadan fazla kıdem tazminatı veya
ikramiye ödenmez.
Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır.
Parça başı, akort, götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit
olmadığı hallerde son bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre
içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama
ücret bu tazminatın hesabına esas tutulur.
Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam yapıldığı takdirde,
tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma tarihi ile zammın
yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı süre içinde çalışılan
günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.
13 üncü maddenin (C) bendinde sözü geçen tazminat ile bu maddede
yer alan kıdem tazminatına esas olacak ücretin hesabında 26 ncı
maddenin birinci fıkrasında yazılı ücrete ilaveten işçiye
sağlanmış olan para ve para ile ölçülmesi mümkün akdi ve kanundan
doğan menfaatler de göz önünde tutulur. Kıdem tazminatının
zamanında ödenmemesi sebebiyle açılacak davanın sonunda hakim
gecikme süresi için ödenmeyen süreye göre, mevduata uygulanan en
yüksek faizin ödenmesine hükmeder. İşçinin mevzuattan doğan diğer
hakları saklıdır.
Bu maddede belirtilen kıdem tazminatı ile ilgili 30 günlük süre
hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine
değiştirilebilir.
(2762 sayılı yasayla değişik fıkra) Ancak, toplu sözleşmelerle ve
hizmet akitleri ile belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık
miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna
5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet
yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez.
İşçinin ölümü halinde yukarıdaki hükümlere göre doğan tazminat
tutarı, kanuni mirasçılarına ödenir.
Kıdem tazminatından doğan sorumluluğu işveren şahıslara veya
sigorta şirketlerine sigorta ettiremez.
İşveren sorumluluğu altında ve sadece yaşlılık, emeklilik,
malullük, ölüm ve toptan ödeme hallerine mahsus olmak kaydıyla
Devlet veya kanunla kurulu kurumlarda veya % 50 hisseden fazlası
devlete ait bir bankada veya bir kurumda işveren tarafından kıdem
tazminatı ile ilgili bir fon tesis edilir.
Fon tesisi ile ilgili hususlar kanunla düzenlenir.
KIDEM
TAZMİNATININ MİKTARI NE KADARDIR VE HESAPLANMA YÖNTEMİ NEDİR?
1475 sayılı İş Kanunu’nun halen yürürlükte olan 14. maddesinde;
“…işçinin işe başladığı tarihten itibaren hizmet akdinin devamı
süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti
tutarında kıdem tazminatı ödenir. Bir yıldan artan süreler içinde
aynı oran üzerinden ödeme yapılır.“ hükmü vardır. Buradaki 30
günlük ücret giydirilmiş ücrettir. Kıdem tazminatının hesaplanması
son ücret üzerinden yapılır. Kıdem tazminatına esas olacak ücretin
hesabında, son çıplak ücrete ilaveten işçiye sağlanmış olan para
ve para ile ölçülmesi mümkün olup bu son ücrete tekabül eden
menfaatler de göz önünde bulundurulur. Sözleşmeden doğmayan ve
süreklilik taşımayan cep harçlığı, bayram harçlığı gibi
gayrimuayyen ( periyodik olmayan ) ödemeler kıdem tazminatına
yansıtılacak nitelikteki ödemelerden değildir.
KIDEM TAZMİNATININ FAZLA ÖDENMESİNİN HUKUKİ SONUÇLARI NELERDİR?
Eski İş Kanunu’nun 2869 sayılı Yasayla değişik 98. maddesinin A
bendinde, kıdem tazminatını ödemeyenler için para cezasına
ilaveten, aynı maddenin D bendinde, söz konusu tazminatı fazladan
ödeyenler için hapis cezası da öngörülmüştü. Ancak 1475 sayılı
eski İş Kanununu, kıdem tazminatıyla ilgili 14. maddesi dışında
ilga eden 4857 sayılı İş Kanunu, söz konusu ceza hükümlerini de
ilga ettiği için yukarda belirttiğimiz yaptırımları ortadan
kalkmıştır.
Yeni İş Kanunu’nda cezai yaptırım bulunmadığı için 14. maddedeki
hükmün nisbî emredici niteliğe büründüğünü ve bu nedenle de iş
sözleşmesi ya da toplu iş sözleşmesi ile tavanı aşarak kıdem
tazminatı ödenebileceğini savunanlar görüşler de vardır.
Kıdem tazminatı yukarıdaki şekilde hesaplanmakla beraber bu hesap
sonucu bulunan meblağ belli bir tavanı aşmışsa aşan kısım dikkate
alınmaz.
01.01.2004 tarihinden itibaren geçerli yeni kıdem tazminatı tavanı
01.01.2004-30.06.2004 döneminde 1.485.430.000 TL,
30.06.2004-31.12.2004 tarihleri arasında ise 1.574.740.000 TL’dir.
Örneğin giydirilmiş brüt ücreti 8 milyar olan bir personelin iş
sözleşmesi, 2004 yılının ilk yarısında kıdem tazminatı ödenmesini
gerektirecek şekilde sona ererse ve bu personelin o işveren
nezdindeki kıdemi (çalışma süresi) 4 yıl 220 gün ise verilmesi
gereken kıdem tazminatı tutarı (tavan dikkate alınarak):
(1.485.430.000 X 4) + (1.485.430.000:360 X 220) = 6.849.501.000
TL’dir.
Kıdem tazminatını hak ederek ayrılan bir işçiye hak ettiği tutarın
üzerinde ödenen kısım, kıdem tazminatı adı altında ödense dahi
stopaja tabi tutulur.
Bir işçiye; ister sadece hak ettiği tutar kadar, ister hak
ettiğinin üzerinde (hak ettiği kısmın stopaja tabi tutulması
şartıyla) ya da hiç hak etmese dahi yine kıdem tazminatı adı
altında ( tamamının stopaja tabi tutulması şartıyla) bir ödemede
bulunulmuşsa, bu tutarın (stopajlananlarda stopaj tutarı da dahil)
gelir veya kurumlar vergisi matrahından indirilmesi yani vergisel
açıdan kabul edilir gider yazılması mümkündür. (GVK md. 40/1)
ÖDÜNÇ İŞÇİ İLİŞKİSİ SÖZ KONUSU OLDUĞUNDA KIDEM TAZMİNATI
UYGULAMASI NASILDIR?
Yeni İş Kanunu düzenlemesiyle işverenler, işçilerini holding
bünyesi içinde veya aynı şirketler topluluğuna bağlı başka bir
işyerinde yapmakta olduğu işe benzer işlerde çalıştırılması
koşuluyla, işçinin de rızası alınmak suretiyle ödünç olarak
verebileceklerdir. Ödünç iş ilişkisi altı ayı geçmemek üzere
yazılı olarak yapılacaktır. Gereğinde en fazla iki kez
yenilenebilecektir.
İşçiyi ödünç alan firma, 4857 sayılı İş Kanunun 7. maddesi gereği
sadece işçinin kendisinde çalıştığı sürede ödenmeyen ücretinden,
işçiyi gözetme borcundan ve SSK primlerinden ödünç veren işveren
ile birlikte sorumlu olacaktır. Bu durum, firmaların diğer
işverenlerden aldığı ödünç işçilerin kıdem tazminatı haklarına
karşı sorumlulukları söz konusu değildir.
HOLDİNG ŞİRKETLER VE GRUP ŞİRKETLER ARASI PERSONEL
KAYDIRILMALARINDA KIDEM TAZMİNATI NASIL HESAPLANACAKTIR?
Uygulamada sık rastlandığı gibi, aynı gruba bağlı şirketler arası
personel aktarmalarında kıdem tazminatının hesaplanmasına ilişkin
olarak açıkça düzenlenmiş bir hüküm yoktur. Bu konudaki içtihatlar
da yeterli değildir.
Konu ile ilgili olarak rastladığımız tek bir Yargıtay kararı olup,
bu kararda holding bünyesindeki altı şirkette toplam iki yıl
çalıştıktan sonra iş sözleşmesi feshedilen bir işçinin, altı
şirket hakkında ayrı ayrı kıdem tazminatı ödenmesi isteğiyle
açtığı davada İşçinin kıdem tazminatının hesaplanmasında kıdem
tazminatı borçlusu yönünden holdinge bağlı şirketler ayrı ayrı
işveren kabul edilirken; kıdem tazminatının hesaplanmasında aynı
işverene bağlı ayrı işyerleri gibi mütalaa edilmiştir.
Dikkat edilirse bu kararda Şirketlerin, aynı gruba bağlı olsalar
da ayrı birer hükmi şahsiyet ve ayrı birer işveren olduğu göz ardı
edilmiştir. Şayet Karara konu olayda altı Şirkette geçen süreler
birer yılı aşmamışsa, bize göre davacı işçinin kıdem tazminatı
hakkından söz edilemez. Bu Yargıtay kararını bir içtihat olarak
benimseyemiyoruz. Çünkü Kanunda öngörülmeyen bir durumun içtihatla
tesisinin mümkün olamayacağı yolunda genel kabul görmüş bir hukuk
kuralı mevcuttur. Dileğimiz işverenlerin ve personelin rızası
çerçevesinde kıdemin korunmasına ilişkin bir yasal hükmün
yürürlüğe konulmasıdır.
Öte yandan grup şirketlerde bir şirketten diğerine aktarılan
personele kıdeminin gözetileceği sözü verildiği hatta bunun yazıya
döküldüğü görülmekte olup, personele verilen bu sözün yerine
getirilmesi gereği de açıktır. Bize göre böyle bir durumda (işçiye
kıdem hakkının korunacağı sözü verilmişse) yapılması gereken işlem
şudur : Son grup şirket, kendi nezdinde ve daha önce aynı gruptaki
diğer şirketlerde oluşan çalışma sürelerini toplayarak kıdem
tazminatı hesabı yapmalıdır. Ancak kıdem tazminatı olarak
isimlendirilse dahi işçinin yasa uyarınca kıdem hakkı yoksa
hesaplamaya konu bu meblağ kıdem tazminatı değil, prim hükmünde
olduğundan stopaja tabidir. Personele verilen söz ise kıdem
tazminatı sözü olduğundan hesaplanan bu prim brüte götürülerek
stopajlanmalı yani personel grup şirketlerdeki toplam çalışması
kadar tek işveren nezdinde çalışmış ve kıdem hakkı kazanmış gibi
tahsilatta bulunabilmelidir. Bu primi tahakkuk ettiren şirket,
daha önce gruba bağlı diğer şirketlerde geçen sürelere tekabül
eden prim kısımlarını ilgili şirketlere fatura etmelidir.
KISMÎ SÜRELİ ÇALIŞAN İŞÇİNİN KIDEM TAZMİNATI NASIL
HESAPLANACAKTIR?
Yargıtay, kısmî çalışma konusunda son yıllara kadar işçinin
çalıştığı günler toplanarak, iş sözleşmesinin sona erdiği tarih
itibariyle bu toplam bir yılı geçtiği taktirde, geçen her tam yıl
için yasada öngörülen esaslara göre kıdem tazminatı verilmesi
gerektiği yönünde bir içtihat ortaya koymuştu. Ancak, Yargıtay son
kararlarında bu görüşünü terk etmiştir. Nitekim Yargıtay, kısmî
süreli olarak çalışan bir işçinin, kıdem tazminatı hesabına esas
hizmet süresinin belirlenmesinde, iş sözleşmesinin başlangıcı ile
sona ermesi arasında çalışılan veya çalışılmayan günler ayrımı
yapmaksızın tüm sürenin göz önüne alınması gerektiği yönünde karar
vermiştir. Söz konusu kararda, kısmî süreli olarak haftada iki gün
çalışan işyeri hekiminin kıdem tazminatının hesabında fiili
çalışma gün sayısı toplamı ile bulunan 718 günlük hizmetin değil;
sözleşmenin sürmüş olduğu 6 yıl 10 ay 20 günlük sürenin esas
alınması gerektiğini kabul etmiştir.
Kanun lafzî yorumlandığında, kıdem süresinin hesabında sadece
haftanın çalışılan günlerinin göz önünde tutulmasını öngören bir
hüküm yoktur. Tam gün ya da tam hafta çalışılıp çalışmamaya göre
bir ayrım yapılmaksızın Kanunda “…işçinin işe başladığı tarihten
itibaren iş sözleşmesinin devamı süresince her geçen tam yıl için
işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödenir” hükmüne
yer verilmiştir. Bu nedenle bazı yazarlara ve son Yargıtay
kararlarına göre, işçinin çalıştığı günler toplanarak kıdemi
hesaplanamaz. Bu görüşe katılmamız mümkün değildir. Kanunun
gerekçesinde de belirtildiği gibi, kısmî süreli çalışanlara
yönelik ayrımcığın kaldırılması hedef alınırken, bunların tüm
çalışma şartlarında ve sözleşmenin feshi sonuçlarından
yararlanmada eşit duruma getirilmeleri de beklenemez. Aksi halde
tam bir eşitsizlik çıkar. Fiilen çalışılan süre ve verilen emekle
doğru orantılı olarak, farklı sözleşmelerle ve farklı haklarla
çalışan işçilerin, sözleşmenin sona ermesinde aynı haklara sahip
olmaları her şeyden önce hakkaniyet ilkesine aykırıdır.
Bu haksızlığı bugünün şartlarında bir örnekle açıklamak gerekirse:
(Kıdem tazminatına hak kazanma şartlarının varolduğunu kabul
edilerek)
Brüt maaşı 4 milyar olan ve 5 yıl tam süreli iş sözleşmesiyle
(haftada 45 saat) çalışmış olan işçi A’nın , iş sözleşmesinin
feshiyle birlikte hak kazanacağı kıdem tazminatı tutarı tavan
sebebiyle:
1.485.430.000 X 5 = 7.427.150.000 TL olacaktır.
Aynı işi yapan; ancak, kısmî süreli iş sözleşmesi ile çalıştığı
için (haftada 16 saat) brüt maaşı 2 milyar ve sözleşme süresi 5
yıl olan (fiili çalışması değil! ) işçi B’nin alacağı kıdem
tazminatı tutarı tavan nedeniyle ve yarı üçte bir oranında
çalışmış olmasına rağmen:
1.485.430.000 X 5 = 7.427.150.000 TL olacaktır.
Oysa fiili çalışma sürelerine bakıldığında A’nin B’den üç kat daha
fazla çalıştığını ve bu yüzden B’nin kıdem tazminatı hakkının A’ya
göre üçte bir nisbetinde olması gerektiği ortadadır. Ancak kıdem
tazminatında tavan sınırı olmasaydı, aldıkları brüt maaşlar farklı
olduğu için, kıdem tazminatı miktarları da farklı olacak ve bir
haksızlık meydana gelmeyecekti. Mevcut düzenlemede bu durum kendi
içinde çelişkili ve hakkaniyete aykırı bir durum yaratmaktadır.
Öte yandan kısmi süreli çalışan işçinin, diğer zamanlarında başka
bir işyerinde çalışmasını engelleyen bir hüküm olmadığı gibi bunu
mümkün kılan Yargıtay kararları da bulunmaktadır. Bu durumda kısmî
süreli çalışan işçi her iki işyerinden de şartları oluştuğunda
kıdem tazminatı alabilecek, tam süreli çalışan işçinin ise böyle
bir hakkı söz konusu olmayacaktır. Kıdem tazminatındaki tavan
sınırı kaldırılırsa haksızlık bertaraf edilebilir; fakat söz
konusu düzenlemede, aksi görüşlere rağmen, tavan sınırın aşılması
mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle daha önceki Yargıtay içtihatlarının
daha isabetli olduğunu düşünüyoruz. Nasıl ki “ Tam gün çalışmayan
bir işçi günlük asgari ücretin tam olarak ödenmesini isteyemez.”
ise; sözleşmesinin devam ettiği sürenin tamamında çalışmayan işçi
de tam süreli çalışanın hak ettiği kadar kıdem tazminatı
isteyememelidir.
4857 sayılı İş Kanunun 13/2. maddesinde belirtildiği gibi, kısmî
süreli çalışan işçinin ücret ve paraya ilişkin bölünebilir
menfaatleri, tam süreli emsal işçiye göre çalıştığı süreyle
orantılı olarak ödenir. Söz konusu hükmün kıdem tazminatı konusuna
da uygulanmasıyla bu haksızlığın giderileceği kanaatini
taşımaktayız.
ÇAĞRI ÜZERİNE ÇALIŞAN İŞÇİNİN KIDEM TAZMİNATI NASIL
HESAPLANACAKTIR?
Çağrı üzerine çalışmaya ilişkin olarak Yargıtay ”işin niteliği ve
işçinin başka işlerde çalıp çalışmadığı dikkate alınarak çalışılan
süre tespit edilmeli ve ihbar ve kıdem tazminatı istekleri buna
göre hüküm altına alınmalıdır.” şeklinde karar vermiştir. Bu
kararda kıdem tazminatı hesabında dikkati çeken husus, işçinin
çalışması devamlılık arz etmediğinden onun fiili çalışma süresinin
(gün olarak) göz önünde tutulacağıdır. Kanımızca Yargıtay’ın bu
kararı isabetlidir. İhtiyaç hasıl oldukça işverence çağrılıp
çalıştırıldığı için, işçinin yılın tamamında çalıştığının kabulü
hatalı olacaktır. Çağrı üzerine çalışmaya ilişkin bir başka
Yargıtay kararlarında da çağrı üzerine çalışan işçinin kıdem
tazminatı hakkı olduğuna karar verilmiş; ancak, kıdem tazminatının
nasıl hesaplanacağına ilişkin bir açıklamada bulunulmamıştır. Aksi
görüşlere rağmen , kısmî çalışma konusundaki açıklamalarımızda da
dikkate alınarak, burada da fiili çalışma süresinin toplanarak
kıdem tazminatının hesaplanması daha isabetli olacaktır. Aksi
halde, yıl boyunca ayda bir kez gelen işçi ile, yılın tamamında
gelen işçinin kıdem sürelerinin aynı olduğunu kabul edip aynı
kıdem tazminatı tutarının ödenmesi, büyük bir haksızlık
yaratacaktır.
Kıdem tazminatının
süresinde ödenmemesi
Kıdem tazminatının, genel olarak hizmet sözleşmesinin sona
erdiği tarihte ödenmesi gerekmektedir. Ancak, kıdem tazminatı
bazı nedenlerden dolayı ödenmesi gereken zamanda ödenmemekte veya
ödenememektedir. 1475 sayılı İş Kanununda, 2869 sayılı kanunla
yapılan değişiklikle kıdem tazminatının ödenmesinin gecikilmesi
halinde faiz özel olarak belirlenmiştir. Kıdem tazminatının
süresinde ödenmemesi halinde ise, mahkemece faize
hükmedilmektedir. Mahkemece, İhbar ve diğer işçilik hakları için
temerrüt tarihinden veya (temerrüdün ispat edilememesi halinde)
davanın açıldığı tarihten itibaren kanuni faize hükmedilmektedir.
Ancak bu faiz oranı kıdem tazminatı için akdin feshinden itibaren
mevduata uygulanan en yüksek faiz olarak belirlenmektedir.
Kıdem tazminatında zamanaşımı
İş Kanunu’nda, kıdem tazminatı zamanaşımı süresine ilişkin
herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle, kıdem
tazminatı zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu’na göre
belirlenmektedir. Borçlar Kanunu’nun 125. maddesi hükmüne göre
zamanaşımı süresi 10 (on) yıl olarak belirlendiğinden kıdem
tazminatı zamanaşımı süresi 10 yıl olarak uygulanmaktadır. Yani,
bu 10 yıllık süre içinde kıdem tazminatını hiç almayan veya eksik
alan işçinin işverene talepte bulunması veya dava açması
gerekmektedir. Bu süre içinde, talepte bulunulmaması veya dava
açılmaması halinde işverenler zamanaşımını ileri sürerek kıdem
tazminatını ödemekten kurtulabilirler.
Borçlar Kanunu’na göre, kıdem tazminatı zamanaşımı süresi 10 yıl
olarak uygulanmasına rağmen, işçilerin ücret alacakları için 10
yıllık zamanaşımı süresi uygulanmamaktadır. Ücret alacakları,
doğduğu andan itibaren beş yıl geçtikten sonra zamanaşımına
uğramaktadır (4857/32 ve BK. 126/3). Bu sürenin sonunda işçinin
ücretini istemesi halinde, karşı tarafın zamanaşımı def’inde
bulunması mümkündür.
Kıdem Tazminatının hesaplanması
için tıklayınız
Kıdem tazminatına esas
olacak ve olmayacak ödemeler
Yazar: SadretÇAĞLAR (İş
Müfettişi)
Yaklaşım Dergisi / Kasım 2005 / Sayı: 155
Kıdem tazminatının hesaplanması, son ücret üzerinden yapılır.
Eğer, işçinin aldığı son ücret asgari ücretten düşük ise kıdem
tazminatı asgari ücret üzerinden hesaplanır. Parça başı, akort,
götürü veya yüzde usulü gibi ücretin sabit olmadığı hallerde son
bir yıllık süre içinde ödenen ücretin o süre içinde çalışılan
günlere bölünmesi suretiyle bulunacak ortalama ücret bu tazminatın
hesabına esas tutulur. Ancak, son bir yıl içinde işçi ücretine zam
yapıldığı takdirde, tazminata esas ücret, işçinin işten ayrılma
tarihi ile zammın yapıldığı tarih arasında alınan ücretin aynı
süre içinde çalışılan günlere bölünmesi suretiyle hesaplanır.
II- KIDEM TAZMİNATI HESABINA DAHİL EDİLECEK ÜCRET EKLERİ
İkramiyeler: İkramiyenin kaynağı bir kanun veya sözleşme ise kıdem
tazminatı hesabında dikkate alınacaktır. Durum böyle değilse,
işveren hiçbir yasal veya sözleşmeden doğan yükümlülüğü olmadığı
halde işçileri ödüllendirmek, çalışmalarını teşvik etmek için bazı
ikramiyeler ödemişse, bu ödemelerin süreklilik kazanıp kazanmadığı
önem taşımaktadır. Eğer sürekli ödeme niteliği taşıyan bir
ikramiye ise kıdem tazminatı hesabına dahil edilecektir.
Jestiyon İkramiyesi: Sürekli nitelik taşıyan jestiyon ikramiyesi
kıdem tazminatının hesaplanmasında ücrete dahil edilecektir.
İlave Tediyeler: 6772 sayılı İlave Tediye Kanunu ile öngörülen ve
süreklilik niteliği taşıdığından Yasa ve sözleşmedeki sınırlar
içinde kıdem tazminatının hesabına katılmalıdır.
Bahşişler: 4857 sayılı İş Kanunu’nu 51. maddesi uyarınca; otel,
lokanta, eğlence yerleri ve benzeri yerler ile içki verilen ve
hemen orada yenilip içilmesi için çeşitli yiyecek satan yerlerden
“yüzde” usulünün uygulandığı müesseselerde işveren tarafından
servis karşılığı veya başka isimlerle müşterilerin hesap
pusulalarına “yüzde” eklenerek veya ayrı şekillerde alınan
paralarla kendi isteği ile müşteri tarafından işverene bırakılan
yahut da onun kontrolü altında bir araya toplanan paraları işveren
işyerinde çalışan tüm işçilere eksiksiz olarak ödemek zorunda
olduğundan, bu işyerinde yüzdelerin dışında müşterilerce ödenen
paralar asıl ücret niteliğindedir.
Sadece müşterilerin verdiği bahşişlerle çalışan işçi bakımından da
bahşişler ücret hükmündedir.
Yüzde usulüyle çalışan işyerleri dışındaki işyerlerinde, işçilere
müşteriler tarafından verilen bahşişler bir düzene bağlanmışsa,
yani alınan paralar işyerinde çalışan işçiler arasında
paylaştırılıyorsa, bunlarda bir ücret ekidir. Belirtilen şekilde
toplanan ve dağıtımı yapılan bahşişlerin kıdem tazminatı hesabına
dahil edilmesi gerekir. Zira, bu şekilde düzene bağlanan
menfaatler bir işe bağlı olarak üçüncü kişilerce ödenmesi, işin
gereğinden ve işyerinin geleneğinden kaynaklanması, daimilik
arzetmesi ve hesap edilebilir nitelikte olması nedeniyle, kıdem
tazminatının hesabına dahil edilebilmesinin tüm koşullarını
içermektedir.
Yemek Yardımı: Nakdi olarak yapılan yemek yardımı kıdem tazminatı
hesabına dahil edilir. Asıl ücrete para ile ölçülmesi mümkün ayni
menfaatlerde eklendiğinden, işçiye ayni olarak verilen yemeğin ise
değeri hesaplanarak (işçiye verilen bir günlük yemeğin değeri
hesaplanır.) kıdem tazminatı hesabına dahil edilir. Bir ay içinde
fiili olarak yapılan yemek yardımının toplam değeri 30’a bölünmek
suretiyle, kıdem tazminatına esas bir günlük yemek ücreti bulunur.
Gıda veya Erzak Yardımı: Ayni olarak yapılan gıda yardımının
parasal değeri kıdem tazminatı hesabına dahil edilecektir.
Örneğin, sözleşme ile işçilere her ay iki kilo et verileceği
kararlaştırıldığında, bu etin bedeli kıdem tazminatına esas geniş
anlamda ücretin hesabına dahil edilecektir.
Konut Yardımı: Konut yardımı kıdem tazminatı hesabına dahil
edilir. Nakdi olarak yapılan konut yardımının bir güne isabet eden
miktarı bulunarak, asıl ücrete eklenir. Eğer işçi, işverence
kiralanan konutta oturuyorsa, işverenin ödediği miktarı esas
alınır. İşverene ait konutta kira ödemeden oturuyorsa, konutun
emsal kira bedelinin dikkate alınması gerekmektedir.
Vasıta (Taşıt) Ücreti: Kıdem tazminatı hesabına dahil edilir.
Hesaplamada vasıta ücreti adı altındaki ödemelerde fiili çalışma
günleri için söz konusu olan ve o ay içinde verilen vasıta
ücretinin bir günlük tutarının toplam 30 güne bölünmesi gerekir.
Giyecek Yardımı: Bir çok toplu iş sözleşmesinde görüldüğü gibi,
işveren tarafından işçiye bir sosyal yardım olarak verileceği
öngörülen elbiselik kumaş, ayakkabı, palto vb. giyeceklerin para
olarak karşılıkları kıdem tazminatına esas ücrette göz önünde
bulundurulacaktır.
Yakacak Yardımı: Süreklilik arzeden ayni veya nakdi yakacak
yardımı kıdem tazminatına esas ücretin hesabında göz önünde
bulundurulur.
Çocuk Yardımı: Kıdem tazminatı hesabına dahil edilir. Aylık çocuk
yardımının kıdem tazminatına yansımasında, çocuk adedine göre
oluşan toplam miktarın bir ayı oluşturan gün sayısı olan 30’a
bölünmesi gerekir.
Aile Yardımı (Zammı): Aile yardımı asıl ücretin eki olarak kabul
edilmektedir. Kıdem tazminatının hesabında dikkate alınması
gerekir.
III- KIDEM TAZMİNATI HESABINA DAHİL EDİLMEYECEK ÜCRET EKLERİ
Teşvik Primi: Daimilik arzetmeyen ödemeler kıdem tazminatı
hesabına dahil edilmez. Araç, gereç ve diğer ihtiyaç maddelerinin
yıllık satışlarından elde edilen gelirlerin belirli bir oranının
çalışanlara dağıtılması sebebiyle ödenen primler niteliği
itibariyle daimilik arzeden ödemelerden değildir. Bu nedenle kıdem
tazminatı hesabında ücrete yansıtılmaz.
Özendirme İkramiyesi (Teşvik İkramiyesi): Teşvik ikramiyesi, 1475
sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinin 11. fıkrasında yer alan geniş
anlamdaki ücret kavramına dahil değildir. Bu nedenle kıdem
tazminatının hesabına esas ücrete dahil edilemez.
İş Elbisesi Yardımı: İşçiye işçi sağlığı ve iş güvenliği
tüzüğü/yönetmeliği ve aynı amaçla çıkarılan diğer
tüzükler/yönetmelikler uyarınca, yürütülen işin niteliği ve gereği
dolayısıyla “kişisel koruma araçları” olarak işverence verilen iş
gömleği, ayakkabısı, gözlüğü, eldiveni vb. bir ek ücret olarak
kıdem tazminatında dikkate alınmaz. Hatta mevzuat ile tespit
edilenlerin dışında toplu iş sözleşmesine konulan hükümlerle
işçiye aynı amaçla, işyerinde ve işinde kullanmak üzere kişisel
korunma amacı olan giyecek maddeleri verilmesi
kararlaştırıldığında da, durumda bir değişiklik olmaz.
Öğrenim Yardımı: Öğrenim (tahsil) yardımı, ödeme koşulları
itibariyle kıdem tazminatına esas alınacak ücrete yansıyacak
nitelikte olmadığından, kıdem tazmimatı hesabına dahil edilmez.
İşyerinde Kullanılmak Üzere Verilen Sabun ve Havlu: İşyerinde
kullanılmak üzere verilen havlu ve sabun sosyal yardım niteliği
taşımadığından kıdem tazminatı hesabına katılmazlar.
Yıllık İzin Ücreti: Yıllık izin ücreti asıl ücrete dahil
olduğundan, kıdem tazminatı hesabında ayrıca dikkate alınmaz.
Hafta Tatili Ücreti: Çalışılmadan bir iş karşılığı alınan hafta
tatili ücreti asıl ücrete dahil olduğundan kıdem tazminatı
hesabına dahil edilmez (1. Çalışılan hafta tatili günleri için
ödenen hafta tatili çalışması ücreti arızi nitelikte olup,
devamlılık arzetmediğinden kıdem tazminatı hesabına dahil edilmez.
Ulusal Bayram ve Genel Tatil Ücreti: Çalışılmadan bir iş karşılığı
alınan ulusal bayram ve genel tatil ücreti asıl ücrete dahil
olduğundan kıdem tazminatı hesabına dahil edilmez. Çalışılan
ulusal bayram ve genel tatil günleri için ödenen ücret arızi
nitelikte olup, devamlılık arzetmediğinden kıdem tazminatı
hesabına dahil edilmez.
Fazla Çalışma Ücreti: Fazla çalışma ücreti devamlılık arzetmeyip,
arızi nitelikte olduğundan kıdem tazminatı hesabına dahil edilmez.
Bayram Harçlığı: Her bayramda düzenli olarak ödenmeyen bayram
harçlığı kıdem tazminatı hesabına dahil edilmez. Ancak, iş
sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle belirlenen ve süreklilik
arzeden bayram harçlığı kıdem tazminatına esas ücrete dahil
edilir.
Harcırah: Harcırah, işçinin geçici, sürekli veya seyyar görevi
sırasında yeme, yatma ve yol giderlerini karşılamak amacıyla
verilmektedir. Ücrete yapılan bu ilaveler işçinin normal yaşam
ortamından uzakta çalışma zorunluluğunun sebep olabileceği arızi
masrafları karşılama amacına yönelik olarak verilen ek ödemeler
olup, geçici niteliktedir. Bu nedenle kıdem tazminatının hesabına
esas alınacak geniş anlamdaki ücrete dahil değildir.
Evlenme Yardımı: Düzenli olarak yapılan bir ödeme olmadığı için
kıdem tazminatı hesabına dahil edilmez.
Doğum Yardımı: Düzenli olarak yapılan bir ödeme olmadığı için
kıdem tazminatı hesabına dahil edilmez.
Ölüm Yardımı: Düzenli olarak yapılan bir ödeme olmadığı için kıdem
tazminatı hesabına dahil edilmez.
Vekaleten Yürütülen Görevin Ücreti: Vekaleten yürütülen görevde
geçici olarak çalışma söz konusudur. Vekalet edilen görev
nedeniyle alınan farklı ücret daimilik arzetmeyip, geçici olarak
ödenmektedir. Bu nedenle, bir görevi vekaleten yürütürken kıdem
tazminatına hak kazanacak şekilde iş sözleşmesi sona eren işçinin
tazminatı esas görevi nedeniyle aldığı ücret üzerinden
hesaplanmalıdır.
SSK Primi İşveren Payı: Kıdem tazminatı son brüt ücret üzerinden
hesaplanır . SSK primi işveren payı brüt ücret dahilinde olmayıp,
Kanun’un işverene yüklediği ücret haricindeki bir yükümlülüktür.
Bu nedenle, SSK primi işveren payı kıdeme esas ücrete dahil
değildir."