|
4857 sayılı İş
Yasası'nın 25.ci maddesi ; İşverenin haklı
nedenle derhal fesih hakkı
MADDE 25. - Süresi belirli olsun veya olmasın işveren, aşağıda yazılı
hallerde iş sözleşmesini sürenin bitiminden önce veya bildirim süresini
beklemeksizin feshedebilir:
I- Sağlık sebepleri:
- İşçinin kendi kastından
veya derli toplu olmayan yaşayışından yahut içkiye düşkünlüğünden
doğacak bir hastalığa veya sakatlığa uğraması halinde, bu sebeple doğacak
devamsızlığın ardı ardına üç iş günü veya bir ayda beş iş gününden
fazla sürmesi.
- İşçinin tutulduğu
hastalığın tedavi edilemeyecek nitelikte olduğu ve işyerinde çalışmasında
sakınca bulunduğunun Sağlık Kurulunca saptanması durumunda.
(a) alt bendinde sayılan
sebepler dışında işçinin hastalık, kaza, doğum ve gebelik gibi hallerde işveren
için iş sözleşmesini bildirimsiz fesih hakkı; belirtilen hallerin işçinin
işyerindeki çalışma süresine göre 17 nci maddedeki bildirim sürelerini
altı hafta aşmasından sonra doğar. Doğum ve gebelik hallerinde bu süre 74
üncü maddedeki sürenin bitiminde başlar. Ancak işçinin iş sözleşmesinin
askıda kalması nedeniyle işine gidemediği süreler için ücret işlemez.
Şimdi de iş kazası
hakkında bilgilenelim
506
sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 11’nci maddesinde iş kazası ve meslek
hastalığının tanımı yapılmıştır. Sigortalının geçirdiği kazanın iş
kazası sayılması, tutulduğu hastalığın meslek hastalığı olarak kabul
edilmesi ancak durumlarının bu tanıma uyması ile mümkündür.
Buna
göre ;
İş
kazası ve meslek hastalığının tarifi:
Madde 11 - A) İş kazası, aşağıdaki hal ve
durumlardan birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedence
veya ruhça arızaya uğratan olaydır:
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısiyle,
c) Sigortalının, işveren tarafından görev
ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen
zamanlarda,
d) Emzikli kadın sigortalının çocuğuna süt vermek
için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla
işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında.
B) Meslek hastalığı, sigortalının çalıştırıldığı
işin niteliğine göre tekrarlanan bir sebeple veya işin yürütüm şartları
yüzünden uğradığı geçici veya sürekli hastalık, sakatlık veya ruhi arıza
halleridir.
Yukarıda
belirtilen tanımlar dışında geçirilen kazanın iş kazası sayılması
olanaksızdır.
Bu kanuna göre tesbit edilmiş
olan hastalıklar listesi dışında herhangi bir hastalığın meslek hastalığı
sayılıp sayılmaması üzerinde çıkabilecek uyuşmazlıklar, Sosyal Sigorta
Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır.
Örneğin
emzikli kadın sigortalıya her gün 11.00 – 12.00 saatleri arasında çocuğuna
süt vermesi için zaman ayrılmışsa bu saatler arasında uğradığı kaza iş
kazası sayılacaktır. Burada önemli olan süt iznini işyerinde bu amaca
tahsis edilen yerde kullanılmak üzere verilmiş ise kazanın bu yere gidiş
geliş sırasında yada süt verme odasında meydana gelmiş olması
gerekmektedir. Kazanın işyerinin ve süt verme amacına tahsis edilen bölümü
dışında olması halinde iş kazası kabul edilmesi yasal olarak imkansızdır.
Ancak kadın sigortalıya süt iznini evinde kullanmasına izin verilmişse, süt
izni için ayrılan zamanda evine gidip gelirken veya evinde uğradığı kaza iş
kazası sayılacaktır. Ancak süt izni saatleri dışında geçireceği kazada
iş kazası sayılmayacaktır.
Yine
sigortalıların işin yapıldığı yere topluca işveren tarafından sağlanan
vasıta ile götürülüp getirilmeleri sırasında uğradıkları kaza iş
kazası sayıldığından sadece toplu taşıma sırasında uğradıkları kaza
iş kazası sayılacaktır. İşveren tahsis ettiği vasıta ile işyerine
sadece bir sigortalı götürülüp getiriliyorsa, bu sigortalının uğradığı
kazanın iş kazası sayılmasına olanak yoktur. Yine toplu taşım aracı ile
evine götürülen sigortalının toplu taşım aracından indikten hemen sonra
geçirdiği kaza iş kazası sayılmayacak, ancak araçtan inerken düşerek geçirdiği
kaza iş kazası sayılacaktır.
Kanunda
sigortalıların işyeri sınırları dahilinde bulundukları sırasında geçirdikleri
kazalarda iş kazası sayıldığından, öğlen dinlenmesi sırasında işyeri
dahilinde top oynarken ayağı kırılan sigortalının uğradığı kazada iş
kazası olarak kabul edilecektir.
Görülüyor
ki, asıl işi ile ilgili olmasa dahi kanunda belirtilen şekilde geçirilen
kazalar iş kazası sayılacaktır.
Sigortalının
geçirdiği kazanın kanunda öngörülen şekilde olup, olmadığını inceleme
yetkisi sigorta müfettişlerine aittir. Sigorta müfettişleri kazayı
inceleyerek düzenledikleri raporda iş kazası olup olmadığına karar verir.
Sigortalının
sigorta müfettişlerinin düzenlediği raporlara karşı dava açma hakkı
bulunmaktadır.
Kanun
koyucu meslek hastalığının tanımını iş kazalarının tanımından farklı
olarak tümü ile sigortalının işine bağlı olarak yapmıştır.
Sigortalının
çalıştığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir nedenle, veya işin yürütüm
koşulları yüzünden uğradığı geçici ve sürekli hastalık ve ruhi arıza
hallerini meslek hastalığı saymıştır.
Sigortalının
meslek hastalığına yakalandığını tespit etme yetkisi, 506 sayılı
kanunla kurum hekimlerine verilmiştir.
Meslek
hastalığının tespiti kurum hekimlerinin düzenlediği raporla mümkündür.
Kurum tarafından sevk edilmedikçe devlet veya üniversite hastanelerinin düzenledikleri
rapor geçerli değildir. Bu raporların geçerli olması kurum hekim veya sağlık
kurulunun onayına bağlıdır.
İş
Kazası ve Meslek Hastalığında Sigortalının Sorumluluğu
Sosyal
Sigortalar Kanunu, sigortalıyı iş kazasını en geç kazadan sonraki gün içinde
işverene veya kuruma bildirmekle sorumlu tutmuştur. Buna göre kazaya uğrayan
sigortalı kazadan sonraki gün akşamına kadar uğradığı iş kazasını işverene
veya kuruma bildirecektir. Bildirim görevini yerine getirmeyen sigortalının
tedavinin aksamasının uzamasının yaratacağı sonuçlardan etkilenmesi söz
konusu olabilecektir.
Kanun
koyucu sigortalıyı, iş kazası veya meslek hastalığın nedeniyle yapılan
tedavisinde kurum hekiminin kendisine ilişkin önlem ve önerilerine uymayı da
zorunlu kılmıştır. Sigortalının tedavisi ile ilgili kurum hekiminin önerilerini
savsaklaması veya uymaması durumunda tedavisi uzar ya da malullük derecesi
artarsa bundan sorumlu olacaktır. Sigortalıya uygulanan müeyyide geçici veya
sürekli iş göremezlik gelirinin % 50 yi geçmemek üzere kusur nispeti kadarının
kesilmesidir. Bir başka söyleyişle kurum hekiminin tavsiyesine uymayan
sigortalı 10 gün yerine 20 günde iyileşmiş ve bunda % 100 kusurlu kabul
edilmiş ise uzayan 10 günlük tedavi süresinde geçici iş göremezlik ödeneği
%50 oranında azaltılarak kurum tarafından kendisine ödenecektir.
Ancak
sigortalının kurumun yazılı bildirimine rağmen tedaviyi kabul etmemesi
halinde uygulanan müeyyide sigortalının tedavi için kuruma başvuracağı
tarihe kadar tedavisinin yapılmaması ve iş göremezlik ödeneğinin ödenmemesidir.
Kanun
koyucunun bundaki amacı sigortalı işçinin en kısa sürede tedavi
edilmesinin sağlanarak işgücü kaybının önlenmesi ve sigortalının kısa
sürede sağlığına kavuşmasıdır.
Kasıtlı
olarak veya bağışlanmaz kusuru nedeniyle iş kazasına uğrayan veya meslek
hastalığına tutulan sigortalıya da kanun koyucu müeyyide ön görmüştür.
Kasıtlı
olarak iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına yakalanan sigortalının
sadece tedavisinin yapılması ön görülmüştür. Bu durumdaki sigortalının
geçici veya sürekli iş göremezlik geliri ödenmesi söz konusu değildir.
Kasıtlı olarak iş kazasına uğrayan sigortalının iş göremez duruma düşmesi
halinde sürekli iş göremezlik geliri alması mümkün olamayacaktır.
Suç
sayılır eylemi yada bağışlanmaz kusuru nedeniyle iş kazası veya meslek
hastalığına yakalanan sigortalının ise tedavisi yapılır, ancak raporda
saptanan kusuru oranında %50 yi geçmemek üzere geçici veya sürekli iş göremezlik
gelirinde kesinti yapılarak ödenir.
Burada
önemli olan sigortalıların işyerinde alınan iş güvenliği önlemlerine ve
bu konulardaki talimatlara mutlaka uymasıdır.
Sağlanan yardımlar:
Madde 12 - İş kazaları ile meslek hastalıkları
halinde sağlanan yardımlar
A) Sağlık yardımı yapılması,
B) Geçici iş göremezlik süresince günlük ödenek
verilmesi,
C) Sürekli iş göremezlik hallerinde gelir verilmesi,
D) Protez araç ve gereçlerinin sağlanması, takılması,
onarılması ve yenilenmesi,
E) (A) ve (D) fıkralarında yazılı yardımlar için
sigortalının başka yere gönderilmesi,
F) İş kazası veya meslek hastalığı dolayısiyle
bedeni veya ruhi bir arızaya uğrıyanlardan, yurt içinde tedavisi kabil olmayıp,
ancak yabancı bir ülkede kısmen veya tamamen tedavisi mümkün görülen ve
meslekinde uğradığı iş göremezlik derecesinin azalabileceği Kurum sağlık
tesisleri sağlık kurulu raporu ile tesbit edilen sigortalının ve bu raporda
belirtilmişse, beraber gidecek kimselerin yabancı ülkelere gidip gelme yol
paraları ile o yerdeki kalış ve tedavi masraflarının ödenmesi (Sağlık
Kurulunca verilen rapora Kurum veya sigortalı itiraz ederse, bu husus Sosyal
Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunca karara bağlanır),
G) Cenaze masrafı karşılığı verilmesi,
H) Sigortalının ölümünde hak sahiplerine gelir bağlanması.
Sağlık yardımlarının tarifi:
Madde 13 - İş kazalariyle meslek hastalıkları
halinde sigortalıya yapılacak sağlık yardımları, sigortalının:
A) Hekime muayene ettirilmesi, hekimin göstereceği lüzum
üzerine teşhis için gereken klinik ve laboratuvar muayenelerinin sağlanması,
gerekirse sağlık müessesesine yatırılması ve her türlü tedavisinın yapılması,
B) Tedavi süresince gerekli ilaç ve iyileştirme araçlarının
sağlanması,
Şeklinde olur.
Yukarıki fıkralara göre yapılacak sağlık yardımları,
sigortalının sağlığını koruma, çalışma gücünü yeniden kazandırma
ve kendi ihtiyaçlarını görme yetneğini artırma amacını güder.
Sağlık yardımlarının süresi:
Madde 14 - Sağlık yardımı, iş kazasına uğrıyan
veya meslek hastalığına tutulan sigortalıların sağlık durumunun
gerektirdiği sürece devam eder.
Sigortalı, tedavi gördüğü müessese sağlık
kurulunca veya Kurum sağlık kurullarınca gerekli görülürse, Kurumun
dinlenme evlerine yatırılabilir.
Bu yardımlar, iş kazasının olduğu veya meslek
hastalığına tutulan sigortalının Kurumca tedaviye alındığı tarihten başlar.
Ancak, meslek hastalığına tutulan sigortalı,
Kurumca tedaviye alınmadan önce herhangi bir suretle işverene ait yahut resmi
veya Kurumca uygun görülen ücret tarifesini kabul eden özel sağlık müesseselerinden
birinde tedaviye alınmış ise, yardımlar bu tedavinin başladığı tarihten
başlanmış sayılır ve belgelere dayanan masraflar Kurumca ödenir.
İş kazası veya meslek hastalığı sonucu sürekli iş
göremezlik geliri almakta olan veya bu geliri sermayeye çevrilerek kendilerine
ödenmiş bulunanlardan, aynı iş kazası veya meslek hastalığı dolayısiyle
yeniden tedavi edilmeleri Kurum sağlık tesisleri sağlık kurulu raporu ile
gerekli gösterilenler de sağlık yardımlarından yararlanırlar.
İşverenin yükümü:
Madde 15 - İşveren, iş kazasına uğrayan sigortalıya,
Kurumca işe elkonuncaya kadar, sağlık durumunun gerektirdiği sağlık yardımlarını
yapmakla yükümlüdür. Bu amaçla yapılan ve belgelere dayanan masraflarla
yol paraları Kurum tarafından işverene ödenir.
Birinci fıkrada belirtilen yükümlerin yerine
getirilmesindeki savsama ve gecikmeden dolayı, sigortalının tedavi süresinin
uzamasına, malül kalmasına veya malüllük derecesinin artmasına sebep olan
işveren, Kurumun bu yüzden uğrıyacağı her türlü zararı ödemekle yükümlüdür.
Geçici
iş göremezlik ödeneği:
Madde 16 - İş kazası veya meslek hastalığı dolayısiyle
geçici iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için geçici iş göremezlik
ödeneği verilir.
Hekim tavsiyelerine uymazlık:
Madde 17 - İş kazası, en geç kazadan sonraki gün içinde
işverene veya Kuruma bildirilir.
İş kazası veya meslek hastalığı dolayısiyle
hekimin bildirdiği tedbir ve tavsiyelere uyulmaması yüzünden tedavi süresinin
uzamasına, malül kalmasına veya malüllük derecesinin artmasına sebep olan
sigortalının geçici iş göremezlik ödeneğinin veya sürekli iş göremezlik
gelirinin kendisine yüklenebilecek kusurun rapor da belirtilen oranındaki kısmı,
Kurum tarafından düşürülebilir. Şu kadar ki, bu düşürme % 50 yi geçemez.
Kurumun yazılı bildirisine rağmen, teklif edilen
tedaviyi kabul etmiyen sigortalıya, tedavi için Kuruma başvuracağı tarihe
kadar sağlık yardımı yapılmıyacağı gibi geçici iş göremezlik ödeneği
veya sürekli iş göremezlik geliri de verilmez.
Meslek hastalığının tespiti
Madde 18.- (Değişik: Kanun No. 4958 R.G.:6.8.2003; Sayı:
25191) Meslek hastalığı halinde, bu Kanunda yazılı yardımlardan
yararlanmak için, sigortalının çalıştığı işte veya iş yerinde meslek
hastalığına tutulduğunun ilgili Sosyal Sigortalar Kurumu meslek hastalıkları
hastanesince düzenlenecek usulüne uygun sağlık kurulu raporu ve dayanağı tıbbi
belgelerle tespit edilmesi gereklidir.
Meslek hastalığı; sigortalı olarak çalıştığı
ve böyle bir hastalığa sebep olacak işten veya iş yerinden ayrıldıktan
sonra meydana çıkmış ise sigortalının bu Kanunla sağlanan yardımlardan
yararlanabilmesi için; eski işinden veya iş yerinden fiilen ayrılması ile
hastalığın meydana çıkması arasında bu hastalık için; yönetmelikte
belirtilen süreden daha uzun bir zamanın geçmemiş olması gerekir.
Ancak, meslek hastalığının klinik ve laboratuvar
bulgularıyla kesinleştiği ve meslek hastalığına yol açan etkenin, iş
yeri incelemesi ile kanıtlandığı hallerde, yükümlülük süresi aşılmış
olsa bile, söz konusu hastalık, Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulunun onayı
ile meslek hastalığı sayılabilir.
Sürekli iş göremezlik hali:
Madde 19 - Geçici iş göremezlik hali sonunda Kuruma
ait veya Kurumun sevk edeceği sağlık tesisleri sağlık kurulları tarafından
verilecek raporlarda belirtilen arızalarına göre, iş kazası veya meslek
hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün en az % 10 azalmış bulunduğu
Kurumca tesbit edilen sigortalı, sürekli iş göremezlik gelirine hak kazanır.
Sürekli iş göremezlik geliri almakta olan veya bu
geliri sermayeye çevrilerek ödenmiş bulunan sigortalının yeniden tedavi
ettirilmesi halinde meslekte kazanma gücünü ne oranda yitirdiği, yukardaki fıkrada
belirtilen sağlık kurullarından alınacak raporlara göre yeniden tesbit
olunur.
Sürekli
iş görememezlik gelirinin hesaplanması:
Madde 20 - (Değişik: 23/10/1969-1186/1 md.)
Sürekli iş göremezlik geliri,sigortalının
meslekinde kazanma gücünün tamamını veya bir kısmını yitirmiş bulunmasına
göre hesaplanır.
Sürekli ve tam iş göremezlikte sigortalıya yıllık
kazancının % 70 ine eşit yıllık bir gelir bağlanır.
Sürekli kısmi iş göremezlikte sigortalıya bağlanacak
gelir, tam iş göremezlik geliri gibi hesaplanarak bunun iş göremezlik
derecesi oranındaki tutarı kendisine verilir.
Sürekli kısmi veya sürekli tam iş göremez
durumundaki sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç ise bu gelir
% 50 artırılır.
Birden çok iş kazasına uğrama hali:
Madde 21 - Sigortalının yeniden bir iş kazasına
uğraması veya yeni bir meslek hastalığına tutulması halinde meydana gelen
arızaların bütünü gözönüne alınarak kendisine sürekli iş göremezliğini
doğuran ilk iş kazası veya meslek hastalığı sırasındaki kazancı üzerinden
gelir bağlanır. Ancak, sigortalının uğradığı son iş kazası veya meslek
hastalığı sırasındaki günlük kazancı önceki kazancından yüksek ise sürekli
iş göremezlik geliri bu kazanç üzerinden hesaplanır.
Gelirin sermayeye çevrilmesi:
Madde 22 - Sürekli iş göremezlik gelirinin sigortalıya
ömrü boyunca verilmesi esastır.
Ancak, iş kazası neticesinde tesbit edilen sürekli iş
göremezlik derecesinin % 25 ten az olması ve bunun üç yıl içinde değişmesinin
Kurumca mümkün görülmemesi hallerinde sigortalının isteği üzerine bu
gelirler sermayeye çevrilerek ödenir.
Bu madde gereğince verilecek Sermaye, Çalışma ve Sağlık
ve Sosyal Yardım Bakanlıklarınca birlikte tesbit olunacak tarifeye göre
hesaplanır.
Eş
ve çocuklara gelir bağlanması:
Madde 23 - (Değişik: 21/6/1973-1753/1 md.)
iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölümlerde
aşağıdaki hükümler uygulanır:
I) Ölen sigortalının 88 inci madde gereğince tespit
edilecek yıllık kazancının % 70'inin;
A) (Değişik: 20/3/1985-3168/1 md.) Dul eşine %
50'si, gelir alan çocuğu bulunmayan dul eşine % 75'i,
B) (Mülga: 20/3/1985-3168/6 md.)
C) Çocuklardan:
a) 18 yaşını, orta öğrenim yapması halinde 20 yaşını,
yüksek öğrenim yapması halinde 25 yaşını doldurmamış olan veya çalışamayacak
durumda malül bulunan ve Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi çalışmalarından
dolayı gelir veya aylık almayan erkek çocuklarla yaşları ne olursa olsun
evli olmayan, evli olmakla beraber sonradan boşanan veya dul kalan ve Sosyal
Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi bir işte çalışmayan,buralardan gelir
veya aylık almayan kız çocukların her birine % 25'i,
b) (a) fıkrasında belirtilen ve sigortalının ölümü
ile anasız ve babasız kalan veya sonradan bu duruma düşenlerle ana ve
babaları arasında evlilik bağlantısı bulunmayan yahut sigortalı babanın
ölümü tarihinde evlilik bağlantısı bulunmakla beraber anaları sonradan
evlenenlerin her birine % 50'si,
Oranında yıllık gelir bağlanır.
Sigortalının ölüm tarihinde 18 veya 20 yaşını
doldurmuş olup, gelire hak kazanmamış durumda olan erkek çocuklar, sonradan
öğrenim yaparlarsa (a) fıkrasındaki haklardan yararlanırlar,
II) Sürekli iş göremezlik geliri sermaye olarak ödenmiş
bulunan sigortalın ölümü halinde hak sahiplerine, sigortalıya verilen
sermaye nazara alınmaksızın bu kanun hükümlerine göre gelir bağlanır.
III) Sigortalı tarafından evlat edinilmiş, tanınmış
veya nesebi düzeltilmiş yahut babalığı hükme bağlanmış çocukları ile
sigortalının ölümündan sonra doğan çocukları, bağlanacak gelirden yukarıda
belirtilen esaslara göre yararlanırlar.
IV - Hak sahibi eş ve çocuklara bağlanacak
gelirlerin toplamı sigortalının yıllık kazancının % 70 ini geçemez. Bu sınırın
aşılmaması için gerekirse, hak sahibi kimselerin gelirlerinden orantılı
olarak indirimler yapılır.
V - Sigortalının erkek çocuklarına bağlanan
gelirler çocuğun 18 yaşını, orta öğrenim yapması halinde 20 yaşını, yüksek
öğrenim yapması halinde 25 yaşını dolduracağı tarihe kadar devam eder.
Çalışamayacak durumda malül olan erkek çocukların gelirleri bu yaşlara
vardıktan sonra da kesilmez. Ancak geliri kesilen erkek çocuklardan sonradan
çalışamayacak durumda malül olanlara, Sosyal Sigortaya yahut Emekli Sandıklarına
tabi çalışmalarından dolayı gelir veya aylık almamaları şartı ile, malüllük
durumlarının tespitine esas teşkil eden rapor tarihini takibeden aybaşından
itibaren yeniden gelir bağlanır. 101 inci madde hükmü saklıdır.
VI - (Değişik: 20/3/1985-3168/1 md.) Sigortalının
dul eşi evlenirse geliri kesilir. Gelirin kesilmesine yol açan evlenme son
bulunca gelir yeniden bağlanır. Sonraki eşinden de gelir almaya hak kazanan
dul eşe, bu gelirlerden fazla olanı ödenir.
VII - Sigortalının kız çocuklarına bağlanan
gelirler, Sosyal Sigortaya, Emekli Sandıklarına tabi işlerde çalışmaya
buralardan gelir veya aylık almaya başladıkları veya evlendikleri tarihi
takibeden devre başından itibaren kesilir. (1) Gelirin kesilmesine yol açan
sebebin ortadan kalkması halinde 1 inci bölümün (C) fıkrası hükmü saklı
kalmak şartiyle, bu tarihten başlanarak yeniden gelir bağlanır. Ancak evliliğin
son bulması ile kocasından da gelir almaya hak kazanan kimseye bu gelirlerden
fazla olanı ödenir.
VIII- (Ek: 29/6/1978-2167/2 md.) İş kazası veya
meslek hastalığı sonucu meslekte kazanma gücünün % 50 veya daha fazlasını
kaybederek sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölenlerin de ölümün
maluliyete esas olan iş kazası veya meslek hastalığına bağlı olup olmadığına
bakılmaksızın hak sahiplerine gelir bağlanır.
Ana ve babaya gelir bağlanması:
Madde 24 - (Değişik: 23/10/1969-1186/3 md.)
Sigortalının ölümü tarihinde eşine ve çocuklarına
bağlanması gereken gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının %
70 inden aşağı ise, artanı, eşit hisseler halinde sosyal güvenlik kuruluşlarına
tabi çalışmayan veya 2022 sayılı Kanuna göre bağlanan aylık hariç olmak
üzere buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almayan ana
ve babasına gelir olarak verilir. Ancak, bunların her birinin hissesi sigortalının
yıllık kazancının % 70 inin dörtte birini geçemez.
Sigortalının ölümü ile eşine ve çocuklarına bağlanabilecek
gelirlerin toplamı, sigortalının yıllık kazancının % 70 inden aşağı değilse
ana ve babanın gelir bağlanma hakları düşer.
Sigortalının kontrol muayenesi:
Madde 25 - Sürekli iş göremezlik geliri bağlandıktan
sonra sigortalı, her zaman, iş göremezlik derecesinde bir artma olduğunu
veya başka birinin sürekli bakımına muhtaç duruma girdiğini ileri sürerek
gelirde değişiklik yapılmasını istiyebileceği gibi, Kurum da, sigortalıyı
her zaman kontrol muayenesine tabi tutabilir.
Gerek sigortalının başvurması üzerine gerek
Kurumca yaptırılan kontrol muayenesi sonunda Kurum sağlık tesisleri sağlık
kurulu raporuna göre sürekli iş göremezlik durumunda değişiklik olduğu
tesbit edilirse, sigortalının sürekli iş göremezlik geliri, rapor
tarihinden sonraki ay başından başlanarak artırılır, eksiltilir veya
kesilir.
Geliri sermayeye çevrilmiş sigortalılardan sürekli
iş göremezliği azalanlar için bu değişme istenemez. Ancak, sürekli iş göremezliği
artanlar değişmeden yararlanırlar.
Kabul edilir bir özrü olmadığı halde kontrol
muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde belirtilen tarihten sonraki ay başına
kadar yaptırmıyan sigortalının sürekli iş göremezlik geliri, kontrol
muayenesi için belirtilen tarihten sonraki ay başından başlıyarak kesilir.
Şu kadar ki, kontrol muayenesini Kurumun yazılı
bildirisinde belirtilen tarihten başlıyarak üç ay içinde yaptıran ve sürekli
iş göremezlik halinin devam ettiği tesbit edilen sigortalının yeni sürekli
iş göremezlik derecesine göre hesaplanacak geliri, ödemenin kesildiği
tarihten başlanarak verilir.
Kontrol muayenesini Kurumun yazılı bildirisinde
belirtilen tarihten üç ay geçtikten sonra yaptıran ve sürekli iş göremezlik
halinin devam ettiği tesbit edilen sigortalının yeni sürekli iş göremezlik
derecesine göre hesaplanacak geliri, rapor tarihinden sonraki ay başından başlanarak
ödenir.
İşverenin sorumluluğu:
Kazaların
sıkça yaşandığı ülkemizde 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 26.
maddesi ile iş kazaları ve meslek hastalıklarında işverenin
sorumluluğu düzenlenmişti.
İşverenler
tarafından neredeyse kusursuz sorumluluğa varan bu düzenleme yakınma konusu
edilmekteydi. 06.08.2003 tarihte yürürlüğe giren 4958
sayılı Yasanın
28. maddesi ile, işverenin sorumluluğunu düzenleyen 506 sayılı Sosyal
Sigortalar Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrasının sonuna aşağıdaki cümle
eklenmiştir:
"İşçi ve işveren
sorumluluğunun tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır."
Yasa yeni hali ile:
“İşverenin sorumluluğu :
Madde 26- (Değişik birinci fıkra
: 20/06/1987 3395/2 md.)
İş
kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya işçilerin sağlığını
koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi
veyahut suç sayılabilir bir hareketi sonucu olmuşsa, Kurumca sigortalıya
veya hak sahibi kimselerine yapılan veya ileride yapılması gerekli bulunan
her türlü giderlerin tutarları ile gelir bağlanırsa bu gelirlerinin 22 nci
maddede belirtilen tarifeye göre hesaplanacak sermaye değerleri toplamı
sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarlarla
sınırlı olmak üzere Kurumca işverene ödettirilir.
İşçi ve işveren sorumluluğunun
tespitinde kaçınılmazlık ilkesi dikkate alınır.
İş
kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden
olmuşsa, Kurumca bütün sigorta yardımları yapılmakla beraber zarara sebep
olan 3 üncü kişilere ve şayet kusuru varsa bunları çalıştıranlara Borçlar
Kanunu hükümlerine göre rücu edilir.
(ek:
24/10/1983-2934/3 md.) Ancak; iş kazası veya meslek hastalıkları sonucu ölümlerde
bu Kanun uyarınca hak sahiplerine yapılacak her türlü yardım ve ödemeler için,
iş kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kastı veya kusuru
bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalının
hak sahiplerine Kurumca rücu edilemez."
Kaçınılmazlık
ilkesi; olayın meydana geldiği tarihte bilimsel ve teknik kurallar ve
olanaklar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen zararın kısmen
veya tamamen meydana gelmesi durumu olarak tanımlanabilir. Teknolojinin vardığı
düzey göz önünde tutularak, tedbir alınması olanaksız zararların kaçınılmazlık
olarak değerlendirilmesi mümkündür. Ancak işveren ya da işçi alınması
gerekli bir tedbiri kaçınılmazlık ilkesinin unsurları içinde almamış ise
olayın kaçınılmazlığından söz edilemez.
506
sayılı yasaya 06.08.2003 tarihinden itibaren eklenen “kaçınılmazlık
ilkesi” nin getirdiklerini ilgili yasa maddeleri ile irdelersek:
A. 506 Sayılı Yasanın
26.Maddesinin 1. Fıkrası Açısından:
İşveren
sadece maddede sayılan sınırlı durumlardan: kastı veya işçilerin sağlığını
koruma ve iş güvenliği ile ilgili mevzuat hükümlerine aykırı hareketi
veyahut suç sayılabilir bir hareket sorumlu tutulmuştur. Kaçınılmazlık
ilkesinin madde hükmüne eklenmesi ile Kaçınılmaz dış etkenlerden, kötü
rastlantılardan, teknik arıza ve araç ve gereçlerdeki yapım hatalarından
sorumlu tutulamayacağıdır. Örneğin işyeri açık alan olan veya arazide görevlendirme
ile çalışan bir sigortalıya yıldırım düşmesi sonucu meydana gelen bir iş
kazasında kaçınılmazlık söz konusu olup, işveren sorumluluğundan
bahsetmek yersiz olacaktır.
B. 506 Sayılı Yasanın 26.
Maddesinin 2. Fıkrası Açısından:
İş
kazası veya meslek hastalığı, 3 üncü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden
olmuşsa, gerek kaçınılmazlık ilkesinin 1. fıkranın ardı sıra eklenmesi
ve gerekse de sadece işçi ve işverenin sorumluluğu için düzenlenmiş olması
nedenleriyle kaçınılmazlık ilkesinden söz etmek olanaksızdır.
C. 506 Sayılı Yasanın
26.Maddesinin 3. Fıkrası Açısından:
İş
kazası veya meslek hastalığının meydana gelmesinde kastı veya kusuru
bulunup da aynı iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölen sigortalı ve
hak sahiplerine madde hükmünce zaten rücu olanağı bulunmamakta idi.
Bu nedenle yeni düzenlemenin bu durumda bu fıkra uygulamasında bir değişiklik
yapmadığı açıktır.
D. 506 Sayılı Yasanın
110. Maddesi Açısından:
4859
sayılı Kanunun 46.maddesi ile 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 110
uncu maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:
Sigortalının kastı ve
suç sayılır hareketi
Madde
110.- Kasdi bir hareketi yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına
tutulan veya hastalanan sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ve sürekli
iş göremezlik geliri verilmez. Sigortalıya yalnız gerekli sağlık yardımları
yapılır. Suç
sayılır bir hareketi yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına
tutulan veya hastalanan sigortalıya verilecek geçici iş göremezlik ödeneği
ve sürekli iş göremezlik geliri, suça esas kusur derecesinin yarısına
kadar indirilerek ödenebilir.Sigortalının
sorumluluğunu düzenleyen madde metninde kaçınılmazlık ilkesini sayılan
haller içinde değerlendirdiğimizde:
1)
Birinci fıkradaki kast kavramının özel hukuk anlamında kasttır. Bu
anlam yüklemesinden yola çıkılmazsa ikinci fıkradaki "kastın",
ceza hukuku anlamında olduğu ve suç sayılır hareketi doğurduğu gözden
kaçacaktır. Bu açıklama ile birinci fıkra sadece intihar olayları için söz
konusu olabilecek bu noktada kaçınılmazlık ilkesinden doğal olarak
bahsedilemiyecektir.
2)
İkinci fıkradaki suç sayılır bir hareket:
a-Öngörülebilen
bir taksirle meydana geldiğinde: Olayın vuku bulduğu tarihte bilimsel
ve teknik kurallar ve olanaklar gereğince alınacak tüm önlemlere rağmen
zararın kısmen veya tamamen meydana gelmesi durumu söz konusu ise; ve bu
durum sigortalı tarafından öngörülebilmesine rağmen suç sayılır hareket
işlenmişse kaçınılmazlık ilkesi söz konusu olabilir. Örneğin yangın
nedeniyle apartmanın 8. katında mahsur kalan bir sigortalı itfaiyenin geldiğini
görmesi üzerine yangının vücuduna zarar vermesine sabrederek kurtarılmayı
beklemesi ve kurtarılmasında gördüğü zararda suç sayılır bir hareket öngörülebilen
bir taksirle olmuş, ancak kaçınılmazlık ilkesinin varlığı açıktır.
b-Öngörülemeyen
bir taksirle meydana geldiğinde: Sigortalı tarafından suç sayılır hareket
zaten öngörülemediğinden, bilinçli olarak kaçınılmazlık ilkesinden yola
çıktığı da düşünülemez.
c-İhmalle
işlenen suçlarda: öngörülemeyen bir taksirle sigortalının suç sayılır
bir harekette bulunmasında olduğu gibi kaçınılmazlık ilkesinin değerlendirilmesi
gerekir.
d-Ceza
hukuku anlamında kasıtla işlenen suçlarda: Suçun işlenmesi kasıtla olduğu
için kaçınılmazlık ilkesinden söz etmek olanaklı değildir.
E. 506 Sayılı Yasanın
111. Maddesi Açısından:
Yeni yasa ile 111. madde açısından
bir değişiklik yapılmamıştır. Madde hükmü hali hazıda:
"Sigortalının bağışlanmaz
kusuru:
Madde
111 Bağışlanmaz kusuru yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına
tutulan veya hastalanan sigortalıya verilecek geçici iş göremezlik ödeneği
veya sürekli iş göremezlik geliri, bu kusurun derecesine göre, Kurumca, yarısına
kadar eksiltilebilir.
Tehlikeli
olduğu veya hastalığa sebep olacağı bilinen yahut yetkili kimseler tarafından
verilen emirlere aykırı olan veyahut açıkça izne dayanmadığı gibi hiç
bir gereği veya yararı bulunmayan bir işi elinde olarak sigortalının yapması
veya yapılması gerekli bir hareketi savsaması kusurun bağışlanmazlığına
esas tutulur."Söz
konusu maddenin kaçınılmazlık ilkesinin kapsamına girmesi ancak suç sayılamayacak
bir hareketle ve kasdı olmaksızın işlenmesi ile olanaklıdır. Aksi halde
110 madde kapsamına gireceği açıktır.
Son Olarak ;İşverenin,
sigortalıyı, 4857 sayılı İş Kanununun 7 . maddesine göre başka bir işverene
iş görme edimini yerine getirmek üzere geçici olarak devretmesi halinde,
sigortalıyı devir alan işverenin, işçiye talimat verme hakkına sahip olması
ve işçiye sağlık ve güvenlik risklerine karşı gerekli eğitimi vermekle yükümlü
olması, aynı zamanda yasadan gözetme borcunun doğması, işçinin geçici iş
ilişkisi kurulan işverenin işyerinde çalışacak olması nedeniyle 506 sayılı
Kanunun 26. maddesi 1. fıkrası anlamında asıl işveren gibi aynı sorumluluğunun
bulunduğu değerlendirilmiştir.
İş kazasını bildirme:
Madde 27 - İşveren, iş kazasını, o yer yetkili zabıtasına
derhal ve Kuruma da en geç kazadan sonraki iki gün içinde yazı ile
bildirmekle yükümlüdür. Bu bildirme örneği Kurumca hazırlanan haber verme
kağıtları doldurulup verilerek yapılır.
İşverenin kasden veya ağır ihmali neticesi iş
kazasını bu madde gereğince Kuruma zamanında bildirilmemesinden veya haber
verme kağıdında yazılı bilginin eksik veya yanlış olmasından doğan ve
ileride doğacak olan Kurum zararlarından işveren sorumludur.
Birinci fıkrada yazılı süre içinde Kuruma
bildirilmeyen iş kazası dolayısiyle, bildirme tarihine kadar işveren tarafından
yapılmış olan harcamalar Kurumca ödenmez.
Meslek hastalığını bildirme:
Madde 28 - İşveren, bir sigortalının meslek hastalığına
tutulduğunu öğrenirse veya durum kendisine bildirilirse bunu, örneği
Kurumca hazırlanan haber verme kağıdı ile ve öğrendiği günden başlıyarak
iki gün içinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.
Bu yükümü yerine getirmiyen veya haber verme kağıdında
belirtilen bilgiyi kasten eksik veya kasten yanlış bildiren işveren hakkında
27 nci maddenin ikinci fıkrası hükmü uygulanır.
Durumu 18 inci maddenin ikinci fıkrasına uyan kimse,
alacağı hekim raporu ve gerekli belgelerle doğrudan doğruya Kuruma müracaat
eder.
İş kazasının soruşturulması:
Madde 29 - Haber verme kağıdında bildirilen olayın
iş kazası sayılıp sayılmıyacağı hakkında bir karara varılabilmesi için,
gerekirse Kurumca soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda, haber verme
kağıdında yazılı hususların gerçeğe uymadığı ve vakanın iş kazası
olmadığı anlaşılırsa Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış
bulunan masraflar işverenden alınır.
İlgililer hakkında genel hükümlere göre ayrıca
kovuşturma yapılır.
Meslek hastalığının incelenmesi:
Madde 30 - Meslek hastalığı ile ilgili bildirmeler
üzerine gerekli incelemeler doğrudan doğruya Kurumca yapılır.
Bildirme ve itiraz:
Madde 31 - Kurum, sigortalıya veya hak sahibi
kimselerine bağlanacak gelirleri, yapılan inceleme ve soruşturmalar sonunda
ve gerekli belgelerin tamamlandığı tarihten itibaren en geç üç ay içinde
tesbit ederek ilgililere yazı ile bildirir.
İlgililer, bağlanan geliri bildiren yazıyı aldıkları
günden başlamak üzere bir yıl içinde yetkili mahkemeye başvurarak Kurum
kararına itirazda bulunabilirler.
Bu itiraz, kararın uygulanmasını geciktirmez.
İlgililer tarafından itiraz edilmemesi veya itirazın
reddi hakkındaki mahkeme kararının kesin- leşmesiyle, Kurumun kararı
kesinleşmiş olur.
Bu kesinleşme 25 inci madde gereğince gelirde değişiklik
yapılmasına engel olmaz.
TAZMİNAT HAKKI
İşyerlerinde meydana gelen kazaların çoğunda; işçinin, gözlerini
kaybetmesi - kol ve bacağının kopması - parmaklarının ezilmesi gibi çok
acı ve üzücü olaylara şahit oluyoruz. Bu durumlarda, işçinin bedensel
sakat kalmasının dışında, ruh sağlığı da bozulmaktadır. Bazen işgücü
azalması olmadan da, mesleğinin gereği iş bulma veya işinde eskisi gibi
daha aktif çalışamayacaktır. Bu durumda elbette işçinin gelirinde bir
azalma söz konusudur. Bu durumlarda işçinin ya gelirinde bir kayıp veya
gelirini eski düzeyde tutabilmek için, çok daha fazla çalışarak yıpranması
söz konusu olacak. Bunun sonucunda, elbette İşgöremezlik durumu gündeme
gelecektir. Bu durumda ise işçinin İşgöremezlik Tazminatı olayı
ortaya çıkıyor.
Bu İşgöremezlik Tazminatın önemli tarafı, (işçiye zarar veren
olay olmasaydı) zarar gören işçinin elde etmesi beklenen gelire oranla, İş
kazası veya hastalık nedeniyle Çalışma Gücünde meydana gelen azalma
nedeniyle uğradığı zarar (gelir kaybı) nın giderilmesi amacını taşır.
Bu nedenle; zarar gören işçinin, bedensel ve ruhsal varlığında meydana
gelen azalmadan dolayı uğradığı gelir kaybı giderilir. Ayrıca, olayın akışı
çerçevesinde yer alabilen her türlü gelecekteki kazanç kayıpları dikkate
alınır. İşçinin Çalışma gücünde bir eksiklik yaratmamış olsa dahi,
ekonomik bir zarar yaratmaya uygun bedensel veya ruhsal bir aksama ve eksiklik
de bu açıdan önemlidir. Buradaki olay, işgücünün eksikliği şeklinde değil;
gelecekte, gelir kaybı yaratabilecek her türlü vücut zararı dikkate
alınmalıdır.
İş göremezlik Tazminatı alacak kişinin zarara uğrayan işçinin
kendisidir. Yine tazminat olayı Borçlar yasasının 46.cı maddesi
olaya el koymaktadır. İşçi, İş göremezlik Tazminat davası açtıktan
sonra vefat ederse; mirasçıları, bu davanın yürütülmesini devam
ettirebilir. Ayrıca Destekten yoksun kalma olarak bir başka tazminat
davası da açabilir.
İş kazası sonucu zarara uğrayan kişi, İşveren Vekili ise, temsil
yetkisinin İş Sözleşmesine göre yapılmasından dolayı İş göremezlik
Tazminat Davası açmaya, her işçi gibi tüm yasal haklara sahiptir. Elbette
İş göremezlik Tazminatından da sorumlu işverendir. Her ne kadar, İşveren
işin gereği işveren vekili veya taşeron gibi isimler ile kendisini temsilen
kişiler olsalar da; bu olaylarda tamamen işverenin kendisi sorumlu olması
gerekir. Çünkü İşveren Vekili de, işverenin talimatına göre çalışır.
İş göremezlik Tazminatı, işçinin işgücünün kaybı olarak
yorumlandığına göre, çalışan işçinin bir önceki çalışma gücünün
belli bir oranı kaybetmesi gerekir. İşverene karşı İş göremezlik
Tazminatı olarak talepte bulunulması için SSK yasasının 19.cu maddesinde
bahsedilen %10 oranını aşması gerekir şeklinde, bir zorunluluk söz konusu
olamaz. SSK'nın % 10 olarak bahsettiği olay,işçinin sürekli İş göremezlik
ödeneği olmasını belirlemektir. Oysa bizim burada İş Yasası ve
bununla ilgili olarak Borçlar Yasasının 46. cı maddesine göre İş göremezlik
Tazminatı olarak değerlendiriyoruz.
İşçinin iş kazası sonucu; beden ve ruh bütünlüğünün bozulması
olacaktır. Eskisi gibi işine devam etmesi ve gelirini koruması sonucu olarak,
daha çabuk yıpranmakta ve iş göremezlik yaşına (ihtiyarlamasına) daha
erken varacaktır. Örneğin Lütfi bey 20 yıl çalışarak belli bir süre
sonra çalışamaz duruma geliyor. Fakat iş kazası sonucunda aynı çalışamaz
durumuna 16 yıl sonra gelecektir. Burada 4 yıl gibi erken yaşlanma söz
konusudur. Lütfi bey aynı işyerinde ve aynı işinde çalışmasına karşılık;
İş göremezlik ve Gelir kaybı kendisini göstermektedir. İşveren bu durumda
Lütfi beyin işyerinde çalıştırmasının bir amacı; kendisi hakkında,
Tazminat davası açılmasını önlemek veya Lütfi beyi (acıma duygusu)
nedeniyle işyerinde çalıştırmaktadır. Bu durumda işveren; Lütfi beyin işine
kısa sürede son vermesi kaçınılmazdır. İşveren sadece davadan kaçınma
yöntemini uygulamaya sokmaktadır. Ancak İş Kazalarında zamanaşımı Borçlar
yasasının 332/2 maddesi gereği 10 yıl olduğunun bilinmesi gerekir.
İşçi, iş kazası geçirdiği işyerinden çıkmış veya çıkarılmış
olsun. Mutlaka bir başka işyerinde çalışmaya devam edecektir. Bu durumda
dahi işçinin sakatlık oranı kadar iş kaybı olduğundan, bu durum yeni işyerinde
göstermesi doğaldır. Öyle ise işçi; bezginliğe, sinir yorgunluğuna, kötümserliğe
ve bunalıma girmesi doğaldır.
İşveren, işyerindeki iş kazası neticesinde meydana gelen zarardan
dolayı, işçisine karşı sorumludur. Ancak iş kazası olayı işçinin de
kusur ve kabahatinden de kaynaklanır. Bu durumda elbette hakkaniyet ölçüleri
içerisinde, gerekli İş göremezlik Tazminatı değerlendirilmesi yapılır.
Ortaya çıkan sonuç tarafların kusur oranına göre paylaşım yapılır.
İşveren hakkında İş göremezlik Tazminat davası açan işçi, dava
sonunda kendisine belli bir tazminat verilmiş ise, işçinin ileriki yıllarda
tekrar dava açamaz şeklinde, kesin bir hüküm yoktur.Günün ekonomik şartları
ile işçinin sağlık nedeniyle gerekli harcama yapamıyor ise; İşçi, işveren
aleyhine yeni bir dava açarak aradaki farkı yeniden isteme hakkına sahiptir.
İş göremezlik Tazminatı miktarlarından, Sosyal Sigortalar Kurumu'nun
yaptığı yardım miktarı ana paradan düşülür. Davadan sonra güç kaybı
oranı artmış ise, bu durumda SSK'nın yaptığı sosyal yardım dikkate alınmaz.
Tazminatı alacak işçinin dava sırasında vefatı durumunda, işçinin
ölüm tarihine kadar olan Sosyal Sigortalar Kurumu yardımları, İş göremezlik
Tazminatından indirilir. Zarar karşılığı Tazminat, Sosyal Sigortalar tarafından
tamamen karşılanmış ise, İş göremezlik istenmesi engellenmez. Kural
olarak, Sosyal Sigortalar Kurumu Yardımlarından dolayı yapılacak
indirimlerde fiilen yapılan yardım dikkate alınır. Aksi taktirde, yasal
kazanılmış hak olarak kabul edilemez.
Kazaya uğrayan kişi, işverenin ortağı veya işverenle olan
birlikteliği, emek karşılığı olarak yorumlanan işçi, işveren ilişkisi
yok ise; bu durum, belge veya şahitler tarafından kanıtlanırsa,
kendisine İş göremezlik Tazminatı verilmez.Verilmiş olsa dahi geri alınır.
Kazanılmış bir hak olarak yorumlanamaz.
Dava açmadan önce ölen işçinin, İş Kazası nedeniyle İş göremezlik
Tazminatı için maddi zararın karşılanması hakkı, işçinin ölümü üzerine
mirasçıları tarafından takip edilir. İşçinin iş kazası sonucu İş göremezlik
Tazminatı davasını açtıktan sonra davanın yürütülmesi mirasçıların
yasal hakkıdır. İşçinin ölüm tarihine kadar olan zaman dilimi içerisinde
kendisine yapılan Sosyal Sigorta yardımları ana tazminattan indirilir.
İşçi, iş kazasından sonra aynı işyerinde ve aynı ücretle çalışmakta
ise, kendisine İkramiye ve diğer Sosyal Hakları hak etmek için daha fazla güç
sarf etmesi olamaz. Bu nedenle de kendisine ilerde verilecek "Tazminat'ı
almaya hak edemeyeceğinden alamaz. Yargıtay Hukuk dairesi bu konuda fikrini
açık olarak belirtmiştir. Ancak aynı işyerinde çalışmasına devam
ettiğine göre, İşçinin çalıştığı süre içerisinde ek ücret karşılığı
olarak kabul edilen yiyecek ve içecek gibi (iaşe) bedellerinden tam ve
eksiksiz olarak yararlanma yasal hakkıdır. Bu ek gelirlerden yararlanması için
kendisinin fazladan bir efor ve fazladan enerji sarf etmediği veya etmesinin söz
konusu olmadığı kabul edilmektedir.
Meslek hastalığı sonucunda İş göremezlik durumuna düşen işçi,
eğer bu hastalığın meydana gelmesi için daha önce başka iş veya işyerlerinde
çalışmış ise, İşverenlerden her biri, kendi işyerlerindeki çalışma
ortamına göre ayrı ayrı sorumludur. Bu sorumluluk olayı işçinin işyerlerindeki
Çalışma Gün Sayısına göre değil, işyerlerinin Sağlık
Kurallarına uyma dikkate alınarak değerlendirilir.
İş göremezlik durumunun meydana geldiği zaman, işçinin daha önce
geçirmiş olduğu ve kendisinde bir sakatlık bulunduğu ve bu sakatlık durumu
ile, işgücü kaybından dolayı, kendisine ödenmesi gereken "İş göremezlik
Tazminat" miktarından eski sakatlığına ait iş kaybı değerlendirilmeye
alınmaz.
İşçinin işyerinde geçirdiği iş kazaları, elbette sadece İşverenin
kusur ve kabahati ile gerçekleşmez. Aynı işyerindeki bir başka kişiler
tarafından da gerçekleşmesi mümkündür. Bu ve buna benzer olaylarda Borçlar
yasasının 50 ve 51.ci maddeleri dikkate alınması gerekir. Hatta burada
ortaklaşa olarak bir kaç kişi de sorumlu olabilirler. Böyle durumlarda dayanışmalı
sorumluluk dediğimiz(müteselsil sorumlu) sistem uygulanır. Bu konuda,Borçlar
yasasının 50. ci maddesi ile müteselsil sorumluluk hükümlerinin uygulanması,
zararı yapanlar arasında kasıtlı bir birleşmenin bulunmasına bağlıdır.
Yani kazayı yapanlar bilerek ve isteyerek bir kişiye karşı ortak bir tutum
ve davranış içerisinde oldukları tespit edilir veya bilinirse, bu durumda Borçlar
Yasasının 50. ci maddesi uygulanır. Ancak bu maddenin uygulanma alanı
hemen hemen hiç olmamaktadır.
Müteselsil sorumlulardan birisi, hakkında (itiraz kaydıyla)
bildirilmeden, açılan Tazminat davasında ileri sürülen parasal miktar, diğer
sorumlu için de geçerlidir. İşveren, rücu davası açabilmek için, zarar gören
işçisine, ödeme yapmış olmalıdır. Aksi taktirde, (ödeme yapılmamışsa)
verilmiş tahsil kararının önemi yoktur. Ödemenin bir karara dayanmasında
zorunluluk yoktur. Ancak ödeme, gerekli ve işçinin de yararına ise,dava içi
ve dava dışı Sulh Anlaşması gereğince yapılmış olsa dahi, rücu hakkı
doğar. Rücu olunan kararın belirlenenden fazla ise, bu fazlalık sulh yoluyla
zarar görene ödenmiş olduğu zaman, aradaki fark tamamen İşverenden alınması
gerekir. İşveren de bu duruma katlanmak zorundadır.
Zarara neden olan işçi, ancak kusurun tespiti ve kusur oranı miktarında,
rücu borcundan kurtulur. Oysa İşveren, çalıştırdığı işçi kusurlu
olsa dahi, zarardan sorumlu bulunmaktadır. Bu nedenle, işveren, zarar gören işçiye
ödediği parayı; kusursuz olan ve zarara sebep olandan isteyemez. Ayrıca bu
kişinin kusurunun gerektiğinden fazlasını istemeye yetkili değildir.
Rücu davası, zarara neden olan işçinin durumu, asıl davaya oranla
daha fazla olmayacağından, zarar görenin açacağı tazminat davasının bağlı
bulunduğu zamanaşımına tabi olmaktadır. Yargıtay'ın görüşlerine göre,
"Bir davanın esası bir yıllık zaman aşımına tabi olunca, bu
davranış sonucunda da müteselsilen sorumlu olanların birbiri aleyhine açacakları
geri isteme davalarının da bir yıllık zaman aşımına tabi olması
gerekir." demektedir.
İş kazaları ile ilgili rücu davaları, Sosyal Sigortalar Kurumu 506
sayılı yasasının 26. cı maddesine göre düzenlenmiştir. Buna göre, İş
kazası veya Meslek Hastalığı, 3.cü bir kişinin kasıt veya kusuru yüzünden
olmuş ise, Sosyal Sigortalar Kurumu, bütün sigorta yardımlarını yapar.
Ancak, bu yardımdaki parasal miktarı elbette 3. cü kişiye veya kusurun işverene
ait olduğu belgelenmiş ise, Borçlar yasasının hükümlerine göre,
yapılan tüm giderler, işverene rücu edilir. Ancak İş kazası veya Meslek
Hastalığı sonucunda işçi vefat etmiş ise, bu olayda da tamamen ölen işçinin
kusur ve kabahati kesinleşmiş olması durumunda ise, Sosyal Sigortalar Kurumu,
ölen işçinin mirasçılarına bu yapılan tedavi giderlerini rücu edemez.
İş kazası ile ilgili bir fıkra okumak ister misiniz
FIKRA
İş Kazası
Sayın şantiye
şefim;
İş kazası tutanağına planlama hatası
diye yazmıştım. Bunu yeterli görmeyerek ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz.
Şu anda hastanede yatmama neden olan
olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur.
Bildiğiniz gibi ben bir duvar ustasıyım. İnşaatin altıncı
katındaki işimi bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı. Yaklaşık
250 kg kadar olduğunu tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek
gerekiyordu. Aşağı indim, bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım,
altıncı kata çıktım. İpi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya
saldım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili altıncı kata çıkardım.
İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün
tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu
çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havalarda buldum. Nasıl
bulmayayım? Ben yaklaşık 70 kiloyum. 250 kilogramlık varil süratle aşağıya
düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı
akıl edemedim. Yolun yarısında dolu varille çarpıştık.
Sağ
iki kaburgamın bu sırada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı
çıkınca, iki parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarım
da bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve
tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince, bu sefer ben aşağı
inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille
çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de
bu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akıl ettim.
Başımı yukarı kaldırdığımda boş varilin süratle üzerime geldiğini
gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını
sanıyorum.
Bayılmışım, gözümü hastanede açtım.
Cenab-ı Hak'tan tüm kullarını böyle
görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim.
Duvarcı Ustanız
http://www.analiz.com
DAN ALINMIŞTIR
|